GAZETECİ İSKENDER DOĞAN: 6284 SAYILI YASA TARTIŞMASI BÜYÜYOR AİLE KURUMU ÇÖKÜYOR!!!

 

Kanunun en çok tartışılan yönü, koruma kararı alınırken delil aranmamasıdır.

Ancak burada hukuki bir nüans vardır: Tedbir Kararı: Kanun, şiddet riski altındaki kişiyi (genellikle kadın) acil olarak korumak için, delil aranmaksızın uzaklaştırma gibi "geçici tedbirler" alınmasına izin verir.

Buradaki mantık, "delil toplanana kadar şiddetin gerçekleşmesini önlemek"tir.

Cezalandırma: Sanılanın aksine, erkek sadece kadının beyanıyla hapis cezası almaz.

Hapis cezası veya mahkumiyet için Türk Ceza Kanunu hükümleri geçerlidir ve somut delil (darp raporu, şahit vb.) şarttır.

Ancak tedbir kararına (uzaklaştırma) uyulmazsa "zorlama hapsi" devreye girer.

Tartışmaların Odağındaki Noktalar Yazınızda belirttiğiniz bazı noktalar, sistemin işleyişindeki aksaklıkları işaret ediyor:

Sürenin Uzunluğu ve Belirsizlik: Boşanma ve mal paylaşımı davalarının 10-12 yıl sürmesi, sadece erkekler için değil, her iki taraf için de adaletin tecellisini engelleyen kronik bir yargı sorunudur.

Kötüye Kullanım Riski: Her yasada olduğu gibi, 6284 sayılı yasanın da bazı durumlarda intikam veya boşanma davasında avantaj elde etmek amacıyla kötü niyetli kullanıldığı vakalar hukukçular tarafından dile getirilmektedir.

Barınma Sorunu: Evden uzaklaştırılan erkeğin sosyal bir destek mekanizması (kalacak yer, psikolojik destek vb.) olmaması, şiddet döngüsünü bazen daha da tetikleyebilen bir eksiklik olarak görülmektedir.

Madalyonun Diğer Yüzü: Neden Bu Yasa Var?

Yasanın çıkış noktası, Türkiye’de her yıl yüzlerce kadının en yakınındaki erkekler tarafından öldürülmesidir.

Hukuk sistemi, "telafisi imkansız zararları" (ölüm gibi) önlemek için koruma mekanizmasını hızlandırmıştır.

Hakimlerin "risk almamak" istemesi, geçmişte koruma kararı verilmediği için öldürülen kadınların yarattığı toplumsal ve hukuki sorumluluktan kaynaklanmaktadır.

Sonuç Olarak: Aile yapısının korunması ve boşanma oranlarının artışı sadece yasalarla değil; ekonomik şartlar, değişen toplumsal roller ve iletişim sorunlarıyla da doğrudan ilgilidir.

Sizin de vurguladığınız gibi, "adaletin her iki taraf için de tecelli etmesi" ve yasaların suistimale açık kapı bırakmayacak şekilde titizlikle uygulanması, toplumun adalete olan güvenini sarsmamak adına kritiktir.

Bu konuda hazırlanan raporları incelememi veya 6284 sayılı kanunun hangi maddelerinin tam olarak bu tartışmalara yol açtığını detaylandırmamı ister misiniz?

Siz şunu dediniz:İskender Doğan in köşe yazısı bunu ulusalda kullanılacak bir habere dönüştür

İskender Doğan’ın yerel bir perspektifle kaleme aldığı bu sert eleştirileri, ulusal bir haber formatına, nesnel ama konunun vahametini yansıtan bir dille dönüştürdüm.

6284 Sayılı Kanun Tartışması Büyüyor: "Aile Yapısı Çöküyor mu, Korunuyor mu?"

Yazar İskender Doğan’ın kaleme aldığı analiz, Türkiye’de 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un uygulama biçimine yönelik sert eleştirileri yeniden gündeme taşıdı.

Doğan, yasanın mevcut haliyle "erkeklerin korkulu rüyası" haline geldiğini ve Türk aile yapısını temelinden sarstığını iddia etti.

Türkiye’de kadına yönelik şiddetle mücadelenin temel taşı olarak görülen 6284 sayılı kanun, son dönemde "mağduriyet" tartışmalarının odağında.

Gazeteci-Yazar İskender Doğan, son köşe yazısında yasanın kötü niyetli kullanımına dikkat çekerek, somut delil aranmaksızın verilen uzaklaştırma kararlarının toplumsal bir infiale yol açtığını savundu.

"Beyan Esası Zulme mi Dönüşüyor?"

Doğan, yazısında özellikle "kadının beyanı esastır" ilkesinin suistimal edildiğini vurgulayarak şu ifadelere yer verdi:

"Kadın ’eşim beni azarladı’ dediğinde hiçbir rapor veya delil aranmadan erkek 6 ay evden uzaklaştırılıyor.

Kış ortasında sokağa atılan bu erkek nerede kalacak, ne yiyecek? Bu uygulama adaleti sağlamıyor, aksine nefreti körüklüyor."

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Boşanma Uyarısı Hatırlatıldı

Haberde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daha önce yaptığı "Boşanma oranları rekor seviyeye ulaştı, aile yapımız tehdit altında" açıklamasına atıfta bulunan Doğan, boşanma davalarının 10-12 yıl gibi sürelere yayılmasının ve mal paylaşımı süreçlerindeki belirsizliklerin erkekleri psikolojik ve ekonomik yıkıma sürüklediğini belirtti.

"Yasa Silah Olarak Kullanılıyor" İddiası

Yazıda öne çıkan en çarpıcı iddialardan biri de yasanın bazı avukatlar ve kötü niyetli kişilerce bir "şantaj silahı" olarak kullanılması oldu.

Doğan’a göre:Süresiz Uzaklaştırma: Uzaklaştırma süresi bitmeye yakın yapılan asılsız ihbarlarla sürecin otomatiğe bağlandığı,

Mal Paylaşımı Baskısı: Erkeğin mal varlığından vazgeçmesi için adli süreçlerin bir baskı aracı olarak kullanıldığı,

Sosyal Yıkım:Evine yaklaşamayan erkeğin aile bağlarının tamamen koptuğu ifade ediliyor.

Uzmanlar ve Sahadaki Gözlemler: Yazar, Denizli Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM) çalışanlarıyla yaptığı görüşmelere de değinerek, sahadaki görevlilerin dahi yasanın revize edilmesi gerektiğini düşündüklerini iddia etti. Habere konu olan görüşlerde, "Hâkimler risk almamak için delilsiz karar veriyor, bu da masum erkeklerin cezalandırılmasına yol açıyor" tespiti dikkat çekiyor.

Siyasi Partilere Çağrı: İskender Doğan, yazısını TBMM’de grubu bulunan tüm siyasi partilere bir çağrıda bulunarak noktaladı:

"6284 sayılı yasa günün şartlarına göre, kadın-erkek ayrımı yapmadan, delil ve tanık esaslı olacak şekilde acilen yeniden düzenlenmelidir.

Aksi takdirde Türk aile yapısı geri dönülemez bir çöküşe sürüklenecektir.

 

İskender DOĞAN: Gazeteci Yazar